Egzama için beslenme konusunda kanıta dayalı bir rehber.
Egzaması ya da sedef hastalığı olan biriyseniz, muhtemelen size uzun bir "kes" listesi verilmiştir: süt ürünleri, gluten, patlıcangiller, şeker, maya, yumurta, turunçgiller. Yanına da bir detoks çayı, bir bağırsak protokolü ve cildinizin aslında karaciğerinizin feryadı olduğunu büyük bir özgüvenle söyleyen biri eklenmiştir. Egzama için beslenme diye arattığınızda karşınıza çoğunlukla bunlar çıkar. Bu tavsiye tam da onunla tartışmaya en az mecaliniz olan anda gelir: cildiniz alevlenmişken, bir haftadır düzgün uyuyamamışken ve neredeyse her şeyi denemeye razıyken.
Daha derin bir bakış için: Anti-İnflamatuar Beslenme: Gerçekten İşe Yarayan Nedir (Abartı Olan Nedir).
Size açık konuşayım. Egzama ve sedef hastalığı, güçlü bir genetik zemini olan, bağışıklık sistemi aracılı hastalıklardır. Onları kötü beslendiğiniz için siz oluşturmadınız ve genetikten beslenerek çıkamazsınız. En güçlü kanıta sahip tedaviler — nemlendiriciler, kortizonlu ve diğer reçeteli kremler, fototerapi, sistemik ilaçlar ve biyolojik ajanlar — doktorunuzun ve dermatoloğunuzun alanıdır; buradaki hiçbir şey onları geciktirmemeli ya da onların yerine geçmemelidir. Cildiniz kötüleşiyorsa, enfekte olduysa ya da uykunuzu bölüyorsa, bu önce bir dermatoloji konusudur. Aşağıdaki her şey, o tedavinin etrafında beslenmenin durduğu yeri dürüstçe anlatır.
Egzama ve Sedef Hastalığı Nedir, "Toksin Atıyor" Neden Yanlış Bir Hikâye
Bu iki hastalık hep birlikte anılır ama aynı şey değildir. Egzama, yani atopik dermatit, öncelikle bir cilt bariyeri sorunudur ve üzerine bağışıklık tepkisi eklenir. Cildin dış tabakası çoğu zaman kalıtsal nedenlerle su tutmakta zorlanır; cilt kurur, çatlar, tahriş ediciler içeri girer ve bağışıklık sistemi olması gerekenden çok daha yüksek sesle yanıt verir. Nemlendirmenin egzama tedavisinin tam merkezinde durmasının sebebi budur.
Sedef hastalığı farklı çalışır. Belirli bağışıklık yollarının cilt hücrelerini çok hızlı üretmeye zorladığı, sistemik ve bağışıklık aracılı bir hastalıktır; hücreler görünmeden dökülmek yerine plaklar hâlinde birikir. Bulaşıcı değildir, temizlikle ilgisi yoktur ve yalnızca ciltte kalmaz — eklemleri de psöriatik artrit olarak tutabilir.
Hiçbiri "vücudun toksin atması" değildir. Bu hikâyenin çekiciliğini anlıyorum: başı ve sonu vardır, bir şey girdi, bir şey çıkmalı. Ama vücut atıklarını iltihaplı ciltten atmaz. Karaciğeriniz ve böbrekleriniz bu işi sürekli, bir çaya ya da on dört günlük bir protokole ihtiyaç duymadan yapar. Cildiniz için size detoks satan kişi, size bilim değil pazarlama satıyor.
Besin Alerjisi ve Egzama: Çocuklarda ve Yetişkinlerde Çok Farklı İki Konuşma
Kafa karışıklığının ve zararın büyük kısmı burada birikir.
Bebeklerde ve küçük çocuklarda egzama ile besin alerjisi gerçekten birlikte yürür, ama ilişkinin yönü çoğu anne babayı şaşırtır. Bugünkü anlayış, sızdıran cilt bariyerinin genellikle önce geldiği yönünde: alerjenler bağışıklık sistemiyle bağırsak yerine çatlamış ciltten tanışır ve sistem tepki vermeyi öğrenir. Yani ağır erken egzama, besin alerjisine zemin hazırlar; besinin egzamayı yaratması bundan daha seyrektir. Küçük bir grup çocukta ise belirli bir besin — çoğunlukla inek sütü ya da yumurta — cildi gerçekten kötüleştirir; bu genelde çocuk doktorunun zaten yakından izlediği, erken başlangıçlı ağır bir tablodur.
Anne babaların net duymasını istediğim kısım şurası. Bir çocuğun tabağından besin çıkarmak, denetimsiz yapıldığında düşük riskli bir deney değildir. Bütün bir besin grubunu kaybeden çocuklarda büyüme geriliği, düşük kalsiyum ve iyot alımı ve yetersiz enerji görülebilir; hem de bedenlerinin bu açığı en az tolere edebileceği yaşta. İnternette neredeyse hiç konuşulmayan ikinci bir risk daha var: sorunsuz yediği bir besini aylarca tamamen bırakan bir çocuk oral toleransını kaybedebilir ve besine yeniden başlandığında gerçek, ani tipte bir alerji geliştirebilir — acil müdahale gerektirecek düzeyde reaksiyonlar dâhil. Çocukta yapılacak her eliminasyonun en baştan bir çocuk doktoru ve bir diyetisyenle birlikte planlanması gerekir.
Test sonuçları da aynı temkini hak eder. Pozitif bir kan testi ya da deri prick testi, çocuğun duyarlı olduğunu söyler; alerjik olduğunu değil. Pek çok çocuk, her gün keyifle yediği besinlerde pozitif çıkar. Ayırt etmenin ayrıntısını besin alerjisi ile besin intoleransı yazımda anlattım.
Yetişkinlerde ise besin nadiren asıl sürücüdür. Tetikleyiciler çok daha sık şunlardır: sabun ve deterjan, sıcak su, ter, yün, ev tozu akarı, Kuzey Avrupa kışında kuru kalorifer havası, uykusuzluk, cilt enfeksiyonu ve stres. Aylarca sütü ya da gluteni bırakmış, geriye yalnızca daha uzun bir korku listesi kalmış çok sayıda yetişkinle çalışıyorum. Sedef hastalığında ise, önce test edilmesi gereken çölyak hastalığı dışında, eliminasyonun sunacağı pek bir şey yoktur.
Genel Beslenme Düzeni: Kanıtın En Makul Olduğu Yer
Tek tek besinler çıkmaz sokaksa, sinyal genel düzende yaşar.
Geniş anlamda Akdeniz tipi bir beslenme, iltihaplanma ve kalp-metabolik sağlık açısından herhangi bir beslenme modelinin sahip olduğu en güçlü kanıt zeminine sahiptir. Egzama ve sedef hastalığına özel araştırmalar ise gözlemsel ve karışıktır; ben bunu kanıtlanmış değil, makul diye tanımlarım. Bu ayrım önemli, çünkü "tedavinizin yanında biraz yardımcı olabilir" ile "cildinizi temizler" çok farklı iki vaattir.
Pratikte şöyle görünür:
- Yağlı balık haftada birkaç kez — hamsi, uskumru, sardalya, somon.
- Ana yağ olarak zeytinyağı, ölçüp biçerek değil cömertçe.
- Gün boyu sebze ve meyve; tek bir mucize besinden çok çeşitlilik önemlidir.
- Kuru baklagiller ve tam tahıllar — mercimek, nohut, kuru fasulye, bulgur, yulaf — bağırsak florasını besleyen lif için.
- Kuruyemiş ve tohumlar, özellikle ceviz, ara öğünün rutini olarak.
- Fermente gıdalar, yoğurt, kefir ve ayran gibi; bu alandaki araştırma hem gerçekten ilginç hem gerçekten yeni.
Danışanlarıma sürekli döndüğüm ilke şu: çıkarmadan önce ekleyin. Cilt sorunuyla gelen hemen herkesin elinde neyi keseceğinin listesi vardır, neyi ekleyeceğinin listesi yoktur; ikinci liste hem daha nazik hem daha işe yarardır. anti-inflamatuar beslenme ve beslenme ile akne ve temiz cilt yazılarım aynı zemini başka açılardan ele alıyor.
Sedef Hastalığı, Alkol ve Yanında Gelen Durumlar
Alkol, sedef hastalığında ilişkisi makul ölçüde tutarlı olan tek beslenme faktörüdür. Yüksek alkol alımı gözlemsel araştırmalarda daha ağır hastalıkla, alevlenmelerle ve tedaviye daha zayıf yanıtla ilişkilendirilmiştir. Pratik bir mesele daha var: sedef hastalığında kullanılan bazı sistemik ilaçlar karaciğerde işlenir ve alkol sınırı o reçetenin bir parçasıdır. Alkol kullanımınızı doktorunuzla dürüstçe konuşun.
Sedef hastalığı aynı zamanda tüm bedeni ilgilendiren iltihabi bir hastalıktır ve başka durumlarla birlikte kümelenir — hipertansiyon, kan yağlarında bozulma, insülin direnci ve tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıkları, ayrıca psöriatik artrit daha sık görülür. Bunu korkutmak için değil, bilgi olarak aktarıyorum. Pratik karşılığı sade: tansiyonunuzun, kan yağlarınızın, açlık şekerinizin ve karaciğer değerlerinizin zaman içinde aile hekiminiz ya da Hollanda'daysanız huisarts'ınız tarafından izlenmesini istemek makuldür.
Kiloyu bu konuşmada nasıl ele aldığımı açıkça söylemek istiyorum, çünkü sedef hastalığı olan pek çok kişi tam burada kötü muamele görmüş oluyor. Cilt için tedavi olarak kilo verme yazmıyorum ve görüşmeyi sanki çözülmesi gereken şey bedeninizmiş gibi yürütmüyorum. Bunun yerine, tartı ne yaparsa yapsın metabolik sağlığı destekleyen davranışlarla çalışıyorum: düzenli ve yeterli öğünler, lif, yağlı balık, sürdürebileceğiniz hareket, uyku. Kısıtlama stresi ve yemekle zihinsel meşguliyeti artırır; stres ise iltihabi cilt hastalıklarında yan bir başlık değildir.
D Vitamini ve Omega-3: İki Popüler Takviyeye Dürüst Bir Bakış
D vitamini, Hollanda, Belçika ya da Almanya'da yaşıyorsanız üzerinde düşünmeye değer; güneş yılın büyük kısmında yetersizdir. Cildiniz koyu tonluysa, kapalı giyiniyorsanız ya da gün ışığını kapalı mekânda geçiriyorsanız bu daha da geçerlidir. Düşük D vitamini egzaması ve sedefi olanlarda sık görülür, ama Kuzey Avrupa nüfusunun genelinde de sıktır; bu da nedenle sonucu birbirinden ayırmayı zorlaştırır. Ağızdan D vitamini almanın bu iki hastalığı özel olarak iyileştirdiğine dair kanıt sınırlı ve karışıktır. [TK: D vitamini için bir doz aralığı verilecek mi, yoksa sayısız mı bırakılacak] [TK: egzama ve sedef hastalığında D vitamini takviyesinin etki büyüklüğü, varsa] Düzeyinizi merak ediyorsanız rafta tahmin yürütmek yerine doktorunuzdan tetkik ve öneri isteyin.
Netleştirmeye değer bir karışıklık var: sedef hastalığı için reçete edilen D vitamini türevli kremler gerçek bir dermatolojik tedavidir ve ağızdan alınan bir kapsül aynı şey değildir.
Omega-3 yağlarının iltihabi sinyalleşmedeki rolü nedeniyle makul bir mekanizması vardır; ancak cilt hastalıklarındaki takviye çalışmaları ikna edici olmaktan çok karışıktır. [TK: önerdiğiniz omega-3 takviye dozu, veriliyorsa] [TK: sedef hastalığında omega-3 takviyesinin etki büyüklüğü] Benim duruşum önce gıda: yağlı balık, ceviz ve keten tohumu yağı bu yağları, başka açılardan da faydası olan bir düzenin içinde verir. Yüksek doz bir takviye düşünüyorsanız, özellikle kan sulandırıcı kullanıyorsanız doktorunuza söyleyin.
Takviyeler hem Avrupa Birliği'nde hem Türkiye'de ilaçlara göre çok daha gevşek denetlenir ve özellikle "cilt detoksu" rafları, karaciğer hasarına yol açtığı bilinen bitkisel içerikler barındırır. Kullandığınız her şeyi hekim randevularınıza taşıyın.
Cildi Destekleyen Örnek Bir Gün
Bu ilkelerin sıradan bir günde nasıl bir araya geldiğini göstereyim. Bu bir reçete değil, örnektir; porsiyonlar size göre kişiselleştirilmelidir.
- Kahvaltı: yumurta, beyaz peynir, zeytin, domates ve salatalık, tam buğday ekmeği, birkaç ceviz.
- Kuşluk: yoğurt ya da kefir ile meyve.
- Öğle: mercimek çorbası, yanında bir zeytinyağlı sebze yemeği ve bulgur pilavı, üstüne bol zeytinyağlı yeşil salata.
- İkindi: meyve ve birkaç ceviz.
- Akşam: haftada birkaç akşam yağlı balık; diğer akşamlarda nohut, kuru fasulye ya da zeytinyağıyla pişmiş bir sebze yemeği, yanında tam tahıl ve bol salata.
- Gece: canınızın çektiği şey, sizi ne rahatsız edecek ne de mahrum bırakacak bir miktarda.
- Bunların hepsinin yanında: nemlendiricileriniz ve reçeteli tedavileriniz, tarif edildiği şekilde.
Bu günün ne kadar cömert olduğuna dikkat edin; bir de eksik olana dikkat edin: yasak listesi yok, eliminasyon yok, ilacın işini yapması beklenen bir besin yok. Gün boyunca örüntünün kendisi bütün stratejidir — yağlı balık ve zeytinyağı, baklagiller ve tam tahıllardan gelen lif, her öğünde sebze, fermente gıdalar ve sizi açlıkta bırakmayacak kadar düzenli öğünler. Tedavilerin listede hâlâ durduğuna da dikkat edin; buradaki en güçlü kanıt onlarda.
Gereksiz Eliminasyon Diyetinin Gerçek Zararı
Eliminasyon diyetlerini yalnızca "işe yaramaz" diye bırakırsam size haksızlık etmiş olurum. Pek çok kişi için bunlar aktif olarak maliyetlidir.
- Besin açıkları. Süt ürünlerini plansız kesmek çoğu insanın kalsiyum ve iyotunun büyük kısmını götürür. Birkaç grubu birden kesmek daha fazlasını götürür; çocukta ise büyümeyi götürür.
- Yanlış öğrenilen ders. Her iki hastalık da doğal olarak alevlenip yatışır. Alevlenme sırasında başlatılan her şey, alevlenme kendi takviminde yatıştığında işe yaramış gibi görünür. Bir eliminasyonun iki yılda on bir maddelik bir listeye dönüşmesi böyle olur.
- Tolerans kaybı. Daha önce sorunsuz tüketilen bir besinin uzun süre kesilmesi, yeniden başlandığında gerçek bir alerjik reaksiyona yol açabilir; bu da çocuklarda denetimsiz eliminasyonu bir güvenlik meselesi hâline getirir.
- Ruhsal maliyet. Yemek korkusu, aileden ayrı yenen öğünler, geri çevrilen davetler ve her tabaktan şüphelenmenin sürekli uğultusu.
- Gecikme. En pahalı maliyet, tedavi edilebilir bir hastalık yetersiz tedavi edilirken bir protokolde geçen aylardır.
Bunların hiçbiri bir besin denemesinin asla yerinde olmadığı anlamına gelmez. Yerinde olduğunda; tek bir şüpheli besinle, kısa ve tanımlı bir süreyle, beslenmenin geri kalanı besin ögesi açısından güvenceye alınarak ve besine yeniden başlama planı daha en baştan yapılarak yürütülmelidir — bir diyetisyen eşliğinde, çocuk söz konusuysa çocuk doktoruyla birlikte.
Egzama ve Sedef Hastalığı Beslenmesi Hakkında Yaygın Efsaneler
"Egzamam vücudumun toksin atması."
Vücut atıklarını ciltten atmaz; bunu karaciğeriniz ve böbrekleriniz sürekli yapar. Egzama bir bariyer ve bağışıklık sorunudur ve hiçbir detoks protokolünün bu iki hastalıkta güvenilir bir kanıtı yoktur.
"Sütü ve gluteni kesersem sedefim geçer."
Çölyak hastalığı olmayan kişilerde süt ürünlerinin ya da glutenin sedefi sürüklediğine dair iyi bir kanıt yok; çölyak da gluten kesildikten sonra değil, kesilmeden önce test edilmelidir. İkisini birden kesmek, çok küçük bir fayda ihtimali için büyük bir besinsel bedeldir.
"Besin intoleransı testi yaptırdım, yirmi iki besin çıktı."
IgG besin antikoru panelleri ne intolerans ne de cilt hastalıkları için doğrulanmış testlerdir ve pozitif sonuç büyük ölçüde düzenli yediğiniz besinleri yansıtır. Güvenilir biçimde uzun listeler üretirler; iyi satmalarının sebebi de budur.
"Çocuğumun egzaması kesin besin alerjisinden."
Bazen öyledir, çoğu zaman değildir; ağır erken egzama, alerjiye zemin hazırlamakta bunun tersinden daha sık rol oynar. Öğrenmek için lütfen çocuğunuzun tabağından besin çıkarmayın; bu iş bir çocuk doktoru ve bir diyetisyen gerektirir, çünkü denetimsiz eliminasyon hem büyümeyi hem de yeni ve gerçek bir alerji gelişimini riske atar.
"Kortizonlu kremler zararlı, ben bunu beslenmeyle çözerim."
Doğru kullanılan reçeteli topikal tedaviler iyi çalışılmıştır ve işe yarayan müdahale onlardır; yetersiz tedavi edilen iltihabın ise cilde, uykuya ve ruh hâline dair gerçek riskleri vardır. Bir tedavi sizi endişelendiriyorsa, o endişeyi sessizce beslenmeye geçerek değil, dermatoloğunuza taşıyın.
Hanzi Nutrition ile Çalışmak
Ben bir diyetisyenim ve iltihabi cilt hastalıklarındaki dürüst duruşum şu: aylar boyunca sürdürdüğünüz beslenme düzeni gerçekten yardımcı olabilir ve en çok da dermatolojik tedaviniz kendi işini yaparken yardımcı olur.
Hanzi Nutrition'da Hollanda, Belçika, Almanya ve Türkiye'deki danışanlarımla tamamen online, hem İngilizce hem Türkçe çalışıyorum. İlk görüşmede cilt geçmişinizi, tedavilerinizi ve ilaçlarınızı, beslenme düzeninizi, uykunuzu ve stresinizi, ayrıca daha önce hangi besinleri neden çıkardığınızı yargılamadan konuşuyoruz. Ardından mutfağınıza, kültürünüze ve programınıza oturan, önceki eliminasyonların inceltmiş olabileceği yerleri onaran kişiselleştirilmiş bir plan kuruyorum. Denetimli ve süreli bir besin denemesi gerçekten gerekliyse, onu düzgün kurgulayıp yeniden başlama planını en baştan yapıyorum. Bu sürecin tamamında doktorunuzla ve dermatoloğunuzla birlikte çalışıyor, onların yerine geçmiyorum.
Besin kesmekten yorulduysanız ve cildinizi tıbbi tedavinizin yanında destekleyen sakin, dürüst bir plan istiyorsanız, bugün benimle bir görüşme ayırtın.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi bakımın yerine geçmez. Beslenme, takviye veya tedavinizde yapacağınız değişiklikleri lütfen doktorunuzla birlikte planlayın.
Uzm. Dyt. Tuğba Kaslıoğlu Yürik — Uzman Diyetisyen & Fitoterapi Uzmanı
Hizmetler: hastalığa özel beslenme tedavisi · kişisel planını al · hanzi nutrition ile iletişime geç
İlgili Yazılar
Aynı temadaki diğer yazılarımız:

