Almanya'da Türk Diyetisyen Aramak: Dil, Mutfak ve Çevrimiçi Destek Üzerine Dürüst Bir Rehber

Almanya'da Türk diyetisyen konusunda kanıta dayalı bir rehber.

Almanya'da beslenme desteği aradıysanız, muhtemelen aynı öğleden sonrayı siz de yaşadınız. Telefonu açmayan bir muayenehane. Yalnızca Almanca bir internet sitesi. Haftalarla değil, aylarla tarif edilen bir sıra. Nasıl alınacağını tam çözemediğiniz bir sevk ve iki kez sözlüğe bakmanız gereken kelimeler. Çoğu kişi bir yerde pes edip işi kendi başına çözmeye kalkıyor; sonuç da genellikle bir uygulama, bir forum başlığı ve internetten bulunmuş bir protein hedefi oluyor.

Daha derin bir bakış için: Beyin Sağlığı İçin Beslenme: Hafıza, Yaşlanma ve Demans Riski Üzerine Dürüst Bir Rehber — Beyin sağlığı için beslenme.

Bunun altında yatan şey sabırsızlık değil. Düşündüğünüz dilde beslenme desteği alamamak insanı yalnızlaştırır ve sessizce şuna ikna eder: "Benim derdim o kadar da ciddi değil herhalde." Ciddi. İnsanların arama kutusuna yazdığı ifade çoğu zaman Almanya'da Türk diyetisyen oluyor; bazen Türkçe yerine İngilizce. İkisi de gerçek bir boşluğa verilmiş makul bir tepki, dil konusunda nazlanmak değil. Her şeyden önce bir not: sizi aramaya iten şey bir hedef değil de bir belirtiyse — açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda kan, geçmeyen kusma, zorlaşan yutma ya da niteliği gerçekten değişmiş bir yorgunluk — bu, beslenme değil hekim işidir ve bu hafta gidilmelidir. Beslenme ondan sonra, onun yanında gelir.

Almanya'da Kendi Dilinizde Beslenme Desteği Bulmak Neden Zor

Size anlatabileceklerimin sınırını baştan çizeyim. Almanya'da yaşayan danışanlarla çalışıyorum ama Almanya'da çalışan bir meslek mensubu değilim; tahmin yürüteceğim bir sistemi size anlatmaya kalkmayacağım. [TK: Krankenkasse geri ödemesi konusunda ne söyleneceğini, hatta bundan hiç söz edilip edilmeyeceğini teyit edin] [TK: Almanya'daki sevk yolları ve Ernährungsberatung düzenlemesi hakkında ne söyleneceğini teyit edin — sitede hiçbir mesleki kayıt beyanı yok ve Almanya'ya ait bir kayıt ima edilmemeli]

Anlatabileceğim şey, danışanların bana getirdiği deneyim; o da oldukça tutarlı. Hizmet Almanca örgütleniyor, Almanca duyuruluyor, Almanca veriliyor. Çeviri yükü de zaten hasta ya da zaten yorgun olan kişinin sırtında kalıyor. Türkçe konuşan bir diyetisyen olsa bile onu bulmak bir aramadan çok bir araştırma projesine dönüşüyor. Bunun altında daha yalın bir sorun var: beslenme randevuları, Avrupa'nın hemen her yerinde talebe göre az. [TK: bekleme süresi ya da diyetisyen sayısı gibi bir rakam verilecek mi, yoksa niteliksel mi kalsın] Böylece insanlar bekliyor ve beklerken kendi çözümünü uyduruyor.

Bu yazının bir de ikinci okuru var ve o kişi "gurbetçi" bile sayılmıyor artık. Almanya'da doğduysanız, okulunuzu orada okuduysanız, Almancanız ana diliniz kadar iyiyse ama evde Türkçe konuşuyor ve Türk yemekleri yiyorsanız — ikinci kuşak, üçüncü kuşak — mutfağınızın dili ile randevularınızın dili hâlâ iki ayrı dil olabilir. Bir beslenme görüşmesi de bu farkın tam olarak bedel ödetmeye başladığı yerdir.

Görüşmenin Dili Bir Nezaket Değil, Klinik Bir Araçtır

Dürüst tablo şu ve bu yazıyı yazma sebebim de bu. Bir diyetisyenin elindeki en önemli değerlendirme aracı beslenme öyküsüdür: ne yediğinizin, ne zaman, ne kadar, neden yediğinizin ve sonrasında ne olduğunun acele etmeden anlatılması. O öykü de ancak onu anlatacak kelimeler kadar iyi olabilir.

İkinci bir dilde kelimeler tam da ayrıntının yaşadığı yerde biter. "Brot" dersiniz; simidi, pideyi, annenizin pazar sabahları yaptığı şeyi diyemezsiniz. "Suppe" dersiniz; mercimek çorbasının bir başlangıç değil, günün demiri olduğunu anlatamazsınız. Porsiyon kelimeleri daha da beter, çünkü her dil porsiyonu ev eşyalarıyla tarif eder — bir bardak, bir kepçe, bir çay bardağı, bir küçük tabak — ve o eşyalar aynı eşyalar değildir. Hepsinden önemlisi, yemenin nasıl hissettirdiğini anlatan kelimeler ilk gidenlerdir: açlık ve tokluk değil, suçluluk, kendini tutamama ve vardiya dönüşü dağılan bir akşam.

Yani görüşme açıkça başarısız olmuyor. Siz kendi cevaplarınızı elinizdeki kelimelere sığacak kadar düzleştiriyorsunuz ve plan o düzleşmiş hâlin üzerine kuruluyor. Sessizce kaybolanlar şunlar:

  • En sık yediğiniz yemekler, çünkü karşılığı yok ve yerine yaklaşık bir şey söylüyorsunuz.
  • Sofranın sosyal düzeni — kim pişiriyor, kim misafirliğe geliyor, misafire ne çıkarılıyor, reddetmek ne anlama geliyor.
  • Şikâyetin tarifi; yanma, basınç, kramp ve ağırlık arasındaki fark klinik olarak anlamlıdır ve bu ayrımı ikinci dilde yapmak zordur.
  • Duygusal olan her şey — ikinci bir dilde dikkatle konuşan herkesin ilk feda ettiği şey budur.

Kendi dilinizde bir görüşme bir konfor yükseltmesi değildir. Yediğiniz şeyin üzerine kurulmuş bir planla, söyleyebildiğiniz şeyin üzerine kurulmuş bir plan arasındaki farktır. [TK: klinik gözlem — Almanya'daki danışanların beslenmelerini Almanca anlatmaya çalışırken size en sık ne söylediği]

Sınır Ötesi Çevrimiçi Diyetisyen Desteği Ne Yapar, Ne Yapamaz

Size bir şey satmaktansa tavanı dürüstçe çizmeyi tercih ederim.

Çevrimiçi çalışma, beslenme danışmanlığının neredeyse tamamını iyi yapar: ayrıntılı bir öykü; hekiminizin size bildirdiği hâliyle kan sonuçlarınızın gözden geçirilmesi; mutfağınıza ve programınıza göre kurulmuş kişiye özel bir beslenme düzeni; vardiyalı çalışma, uzun yol, Ramazan ve kalabalık aile sofraları için pratik çözümler; ve düzenli takip. Takip ilk plandan daha önemlidir, çünkü ilk plan bir varsayımdır ve düzeltildiği yer takiptir. Üstüne, kendi hızınızda ve kendi dilinizde tekrar tekrar okuyabileceğiniz yazılı bir materyal kalır elinizde.

Yapamayacakları da aynı ölçüde net. Sizi muayene edemem, tetkik isteyemem, ilaç yazamam ya da dozunu değiştiremem, tanı koyamam. Acil durumda aranacak kişi olamam ve Almanya'da ihtiyacınız olan tıbbi bakımın yerini tutamam — Hausarzt'ınızın, uzman hekiminizin, ebenizin yerini. Beslenme bu bakımın yanında yürür, onun yerine geçmez; anlattığınız şey hekim gerektiriyorsa bunu açıkça söyler ve sizi geri gönderirim. [TK: Almanya'daki bir hekimin ya da sigortanın işine yarayacak yazılı bir özet verebiliyor musunuz, bunu nasıl ifade etmek istersiniz] Aynı düzenin Hollanda'da nasıl işlediğini ve birinci basamakla ilişkisini Hollanda'da diyetisyen ve huisarts yönlendirmesi yazısında anlatmıştım; ülke değişse de mantık aynı kalıyor.

Almanya'daki Türk Mutfağı Sorunun Kendisi Değil

Almanya'da yaşayan bir Türk olarak elinize daha önce bir beslenme listesi tutuşturulduysa, o listenin sizin yemeğinizi silerek başlamış olma ihtimali yüksek. Pilav yok, bulgur yok. Ekmek yok. Börek zaten en başta. Geriye kalan, hiç girmediğiniz bir mutfağın planı oluyor ve on bir gün sürüyor.

Bu konuda açık konuşmak istiyorum, çünkü söyleyeceğim şey yaygın tavsiyenin tersi. Bir Türk sofrası, beslenmenin genellikle ulaşmaya çalıştığı şeyler açısından Avrupa'daki daha iyi başlangıç noktalarından biridir. Haftada birkaç kez baklagil — mercimek, nohut, kuru fasulye. Zeytinyağlılar: pek çok beslenme modelinin zorlanarak ulaştığı sebze miktarına, ılık ya da soğuk, hiç zorlanmadan ulaşan bir kategori. Bir sağlık alışverişi değil, sıradan bir gıda olarak yoğurt, ayran ve kefir. Sıradan muamelesi gören bir tam tahıl olarak bulgur. Peynir, zeytin, yumurta, domates ve salatalıktan kurulu bir kahvaltı.

Göçle ve vardiyalı çalışmayla değişen şey mutfak değil, mutfağın etrafındaki haftanın biçimi. Ekmek, evdeki en hızlı şey olduğu için artıyor. Akşam yemeği giderek geç saate kayıyor. Tatlı ve hamur işi misafirliğe yapışıyor, misafirlik de sık. Vaktin olmadığı günlerde döner, imbiss ve hazır olan ne varsa devreye giriyor; o günler de çoğalıyor. Çaydaki şeker, sürekli olduğu için görünmez oluyor. Bunların hepsi üzerinde çalışılabilir şeyler ve hiçbiri tek bir yemeğinizden vazgeçmenizi gerektirmiyor. Sorun yemek değil; yemeği bırakın tavsiyesi. Yurt dışında Türk mutfağını iyi kurmak üzerine yazdığım Hollanda'da Türk mutfağı rehberi Hollanda için yazılmıştı ama market farkı dışında mantığı Almanya'da da aynı işliyor.

Almanya'daki Danışanlarımda En Sık Çalıştığım Konular

[TK: klinik gözlem — Almanya'daki danışanlarınızda en sık destek verdiğiniz konular ve yaklaşık olarak hangi şehirlerde yaşadıkları]

Genel hatlarıyla iş birkaç gruba ayrılıyor. Metabolik başlıklar — insülin direnci, prediyabet ve tip 2 diyabet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması — ki burada planın gerçek bir çalışma haftasına dayanması gerekir. Hormonal başlıklar: polikistik over sendromu, tiroid hastalıkları, gebelik hazırlığı ve gebelik; internetteki sesin en yüksek, güvenilirliğin en düşük olduğu alan. Sindirim tarafı — reflü, şişkinlik, huzursuz bağırsak sendromu — ayrıntıya en çok dayanan ve bu yüzden dil engelinden en çok zarar gören alan. Bir de hekiminizin tetkik sonuçlarını gerektiren eksiklikler: demir, B12 vitamini, D vitamini.

Hepsinin üzerinde kilo-nötr çalışıyorum. Yani tartının söylediğini değil, sizin yaptığınızı ölçüyoruz; beden ölçünüz destek almanızın ön koşulu değil.

Sıra Beklerken En Çok Ters Giden Şeyler

Sık gördüğüm birkaç örüntü var ve hiçbiri bir karakter kusuru değil.

  • Almanca bir listeyi kelime kelime çevirmek. Talimatlar geliyor, gerekçe gelmiyor; oysa ters giden bir salıya planı uydurmanızı sağlayan şey gerekçedir.
  • En sıkı listeyi seçmek. İnsan korktuğunda sertliği ciddiyet sanır. Kısıtlamanın ise tahmin edilebilir bir seyri vardır: önce uyum, sonra çöküş, sonra "demek ki bende irade yok" sonucu. O sonuç yanlış.
  • Uygulamayı klinisyen yerine koymak. Birkaç hafta gözlem aracı olarak işe yarayabilir ama sonuçlarınızı yorumlayamaz.
  • İlk olarak kendi mutfağından vazgeçmek. Değiştirilmesi en görünür şeydir ve neredeyse hiçbir zaman değişmesi gereken şey değildir.

Beklerken yapabileceğiniz en faydalı şey sade bir kayıt tutmak: ne yediniz, saat kaçta, sonrasında kendinizi nasıl hissettiniz — hangi dilde düşünüyorsanız o dilde. İlk görüşmeyi iki katı verimli yapar. Ve tekrar: yeni çıkan, ağırlaşan ya da sizi korkutan bir belirti bir sıra bekleme meselesi değildir.

İlk Görüşmede Gerçekte Ne Oluyor

İnsanlar çoğu zaman yargılanmaya hazırlanmış hâlde geliyor, o yüzden o saati sade biçimde anlatmaya değer. [TK: ilk görüşmenin süresini, formatını, kullandığınız platformu ve öncesinde gönderdiklerinizi teyit edin] Kimse tartılmıyor, kimse azarlanmıyor.

Konuşuyoruz. Sizi buraya ne getirdi, daha önce neleri denediniz — işe yaramayanlar dâhil, çünkü onlar utanılacak değil bilgi verici şeyler. Hastalık geçmişinizi, kullandığınız ilaç ve takviyeleri, elinizdeki tetkik sonuçlarını soruyorum; sonuçlarınız Almancaysa olduğu gibi getirin, sayılar sayıdır. Sonra beslenmenizi düzgünce geçiyoruz: sıradan bir hafta içi, sıradan bir hafta sonu, evde kim pişiriyor, vardiyanız öğün saatlerine ne yapıyor ve hiçbir koşulda vazgeçmeyeceğiniz şeyler neler.

Görüşmeden önce beslenmenizi toparlamış olmanız gerekmiyor. Düzeltilmiş bir haftanın üzerine kurulan plan, sizde olmayan bir haftanın planı olur.

Görüşmeden, pazartesi sabahı başlayabileceğiniz bir şeyle çıkıyorsunuz.

Almanya'da Diyetisyen Ararken Sık Duyduğum Yanlışlar

"Online görüşme, karşı karşıya oturmak kadar iyi olamaz."

Beslenme danışmanlığı özelinde uzaktan çalışmaya dair kanıtlar iç açıcı ve sebebi yapısal: bu iş fizik muayeneden çok konuşma, değerlendirme ve takip üzerine kurulu. Dürüst çekince ters yönde: gerçekten muayene edilmeniz gerekiyorsa çevrimiçi görüşme kötü bir ikamedir.

"Almancam yeterli, dilin ne önemi var ki."

Almancanız günlük hayat için çok iyi olabilir ve yine de beslenme öyküsünün ihtiyaç duyduğu yerlerde ince kalabilir: yemek adları, porsiyon kelimeleri, şikâyetin dokusu ve yemenin nasıl hissettirdiğini anlatan kelimeler. Randevunun yarısını çeviriye harcamak için iyi bir sebep yok.

"Almanya'daki bir diyetisyen benim yediğimi daha iyi bilir."

Bazen, ama bu ülkeye değil diyetisyene bağlı. Alman marketini bilmek faydalıdır; pazar günü bir Türk sofrasında ne olduğunu bilmek ise başka bir bilgidir ve daha sık eksik olan odur.

"Diyetisyene gidersem Türk yemeklerini bırakmam gerekir."

Tam tersi olmalı. Mutfağınızı silerek başlayan bir plan size beslenmeniz hakkında değil, o planı yazan kişi hakkında bir şey söylüyordur; böyle planlar da hızla bırakılır — iradeniz zayıf olduğu için değil, kimse istemediği yemeği uzun süre yiyemediği için. Sizin mutfağınız üzerinde çalıştığımız malzemedir.

"Önce biraz kendimi toparlayayım, sonra randevu alırım."

Randevuyu erteletmenin en yaygın sebebi bu ve tersten işliyor. Dağınık hâlinizle gelmeniz bana gerçek tabloyu verir; derli toplu geçirilmiş iki haftanın ardından gelmeniz bana bir kurgu verir ve plan o kurgunun üzerine kurulur.

Hanzi Nutrition ile Çalışmak

Ben bir diyetisyenim ve dil meselesinin bir kolaylık konusu gibi ele alınmasını yanlış buluyorum; bu bir doğruluk meselesi. Kimse, ancak yarısını anlatabildiği bir beslenme öyküsü üzerinden düzgün destek alamaz — ve söz konusu olan Türk mutfağıysa, karşınızda o sofradan ürkmeyen biri olması gerekir.

Hanzi Nutrition'da Hollanda, Belçika, Almanya ve Türkiye'deki danışanlarımla tamamen çevrimiçi, Türkçe ve İngilizce çalışıyorum. Bu çalışmanın büyük kısmı sağlıklı yaşam danışmanlığı kapsamında yürüyor; hastalığa özgü başlıklar için diğer hizmetlerime bakabilirsiniz.

İlk görüşmede hangi dilde düşünmeyi tercih ediyorsanız o dilde konuşuyoruz: hastalık geçmişiniz ve elinizdeki tetkik sonuçları, ilaç ve takviyeleriniz, sıradan bir haftanız, vardiyanız ya da yol düzeniniz ve pazarlığa açık olmayan yemekleriniz. Ardından kültürünüze, alışık olduğunuz yemeklere, çalışma düzeninize ve tıbbi sürecinize göre kişiye özel bir plan kuruyorum — kendi dilinizde yazılmış, kendi mutfağınız için. Beslenme burada Almanya'daki hekiminizin yanında yürür, onun yerini almaz. Sonrasında da devam ediyoruz, çünkü ilk plan bir varsayımdır ve asıl işe yarayan kısım onu düzeltmektir.

Almanya'da yaşıyor ve beslenme tavsiyesini mutfağınıza ulaşmayan bir dilde almaktan yorulduysanız, Türkçe ya da İngilizce kurulmuş bir kişisel plan alın ya da önce sadece bana ulaşıp sorun.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi bakımın yerine geçmez; Almanya'daki sağlık hakları, geri ödeme ya da sevk koşullarını da anlatmaz, bunları sigortanıza ya da hekiminize sorun. Beslenme, takviye veya tedavinizde yapacağınız değişiklikleri lütfen doktorunuzla birlikte planlayın.


İlgili Yazılar

Aynı temadaki diğer yazılarımız:

Tuğba Kaşlıoğlu Yürik
Yazar Hakkında

Tuğba Kaşlıoğlu Yürik

Uzman Diyetisyen & Fitoterapi Uzmanı

Yeditepe Üniversitesi | Çift Yüksek Lisans | 500+ Danışan

Güncel Kalın

Yoğun bir haftadan sağ çıkan alışkanlıklar ister misiniz?

Sepetiniz (0)

Sepetiniz boş